CHP MYK ÜYESİ SİNOP MİLLETVEKİLİ ENGİN ALTAY’IN 20 NİSAN 2006 TARİHİNDE TBMM GENEL KURULUNDA NÜKLEER SANTRAL KONUSUNDA YAPTIĞI VE BAKANA VERDİĞİ CEVACI İÇEREN GÜNDEMDIŞI KONUŞMA TUTANAĞI

BAŞKAN - Teknolojiyle ilgili görüşmeler devam ediyor.
Ülkemizin nükleer teknoloji üretmesi, nükleer enerjiden yararlanması önemli bir konu, hem de bunu en uygun zamanda, en iyi, en yeni teknolojilerle yapmamız, çok hayatî bir önemi sahip.
Bu konuda gündemdışı üçüncü söz, hükümetin nükleer enerji politikaları hakkında söz isteyen Sinop Milletvekili Engin Altay'a aittir.
Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (Sinop) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, üçbuçuk yıllık parlamenterlik yaşamımdaki üçüncü gündemdışı söz talebimdir. Ben, çok önemli olmadıkça gündemdışı talepte bulunmam ve bugün, burada, size, çok hayatî, çok önemli bir konu hakkında bilgi sunmaya, hükümetin şu anki tutumundaki yanlışlığı dikkatinize sunmaya ve Sinop halkının feryadına tercüman olmaya huzurunuza geldim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanımız da geldiler. Tabiî, Meclis İçtüzüğünün bir sistematiği; milletvekili çıkacak, 5 dakika konuşacak, bakan 20 dakika cevap verecek.
Ben, daha konuşmaya başlamadan diyorum ki, Sayın Bakanın uyguladığı enerji politikası doğru politika değildir. Daha doğrusu, Enerji Bakanlığının bir enerji politikası yoktur; politikasızlığı vardır, kötü yönetim problemi vardır; ama, gönlüm arzu eder ki, Sayın Bakan istediği televizyon kanalında, istediği medya organında, lütfetsin, beni karşısına alsın, bu 5 dakikalık sürede değil; ama, yarım saat, bir saat, iki saatlik sürede bu meseleyi tartışalım.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Amenna… Uyar.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Medya olmadan tartışamaz mısınız?!

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Bakan, Sayın Hükümet; tutumunuz son derece…

BAŞKAN - Engin Bey, bir dakika; yanlışlık yapmışız, düzeltelim.
Buyurun.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sayın Bakan, Sayın Hükümet; "Sinop'a nükleer santral kuracağız" beyanınız, Sayın Başbakanın beyanı, bir, son derece antidemokratiktir. Bütün gelişmiş ülkelerde, örnek aldığımız ülkelerde
-Japonya, Avusturya, İsveç, Almanya, Amerika; bu örnekleri çoğaltmak mümkün- bu kadar hayatî bir konu, halka sormadan, bir dayatmayla, Sinop halkının tepesine indirilemez. Kaldı ki, indiremeyeceksiniz. Sinop halkını, nüfus yoğunluğu düşük diye feda etmeye gücünüz yetmeyecek. Biz, daha, Çernobil sendromundan, yirmi yıl önce yaşanmış bir facianın sendromundan kurtulamamışken, Karadeniz Bölgesini bütünüyle yeni bir sendroma sokmaya hakkınız yoktur.
Yıllar önce, Sinop'da ve Alaçam'da ortaya çıkan 300 küsurla baş edemeyen bir hükümetin, Amerika Birleşik Devletlerinin bile, atıklarına çare aradığı, fellek fellek çare aradığı ve 1979'dan beri bir tek çivi çakmadığı nükleer teknolojiyi, Avrupa'nın üçüncü sınıf çöp teknolojisini getirip de Sinop'a, tepemize kurmaya hakkınız yoktur.
Sayın Bakan gelmişken, Enerji Bakanlığı Kuruluş Kanununun 1 inci maddesini okumak isterim. 3154 sayılı Kanunun 1 inci maddesi: "Bu kanunun amacı, enerji ve tabiî kaynaklarla ilgili hedef ve politikaların ülkenin savunması, güvenliği ve refahı, millî ekonominin gelişmesi ve güçlenmesi doğrultusunda tespitine yardımcı olmak" diye başlıyor Sayın Bakan. Bunun neresi millî ekonomi, neresinde ülke savunmasına yönelik bir olumlu tedbir var, neresi güvenli?! Bugün getirdiğiniz bu proje antidemokratik olmanın yanı sıra en pahalı enerji projesidir, en dışa bağımlı projedir, en riskli projedir. Hammadde bakımından hiç de söylediğiniz gibi bir hammadde kaynağımız yoktur. Sızıntı ve kaza riski halen yüksektir; biraz sonra anlatacağım. Bu teknoloji, sizin Türkiye'ye getirmek istediğiniz teknoloji geleceğin teknolojisi değildir Sayın Bakan, geçmişin çöp teknolojisidir.
Şimdi, Sayın Bakan, sayın milletvekilleri; bu ülkenin ve bu milletin, Yüce Milletin iyi yetişmiş çocukları var, çok iyi yetişmiş enerji mühendisleri, elektrik mühendisleri var. Sayıları da az değil, 35 000 civarında elektrik mühendisi var. Bu milletin çocukları. Niye, bu, iyi yetişmiş, bu milletin mühendislerine, bu milletin çocuklarına, bunlara sormuyorsunuz? Bunlar yıllardır, aylardır feryat ediyorlar, bir yanlışa dikkat çekiyorlar. Hükümet, niye, bu milletin yetiştirdiği mühendislere danışmak "ya kardeşim, sizin derdiniz nedir" demek gereğini bile duymadan uluslararası nükleer lobicilerle böyle bir işbirliğine giriyor, ben bunu anlayamıyorum.
Şimdi, Sayın Bakan çıkacak biraz sonra, bir şeyler söyleyecek. Samimîyetle şunu söyleyebilmeli Sayın Bakan: "Sayın milletvekilleri, Yüce Millet, Türkiye'deki hidroelektrik santralları yüzde 100 kapasiteyle çalıştırıyoruz diyebilmeli. Yüzde kaç kapasiteyle çalışıyor HES'ler? Rantabl bir hesap yapıldığında, bir fizibl çalışma yapıldığında görülecektir ki, hiçbir yeni yatırıma bile gerek duymadan, mevcut kurulu gücümüz, Türkiye'nin 10-15 yıllık elektriğini karşılayacak düzeydedir. Kaldı ki, onlarca, belki yüzlerce makro ve mikro HES projesini hayata geçirecek kadar akarsu potansiyeline sahibiz; bir o kadar da, kömür termik potansiyeline sahibiz. Alım garantili anlaşma -tabiî, sizin suçunuz değil- alım garantili doğalgaz anlaşmasını yapanları, ben, bu vatana ihanet etmiş sayıyorum.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Vallahi, o da suç…

ENGİN ALTAY (Devamla) - Evet… Evet…
Şimdi, bir doğalgaz çevrim santralından -200'ü eski parayla- 250 000 lirayla elektrik elde ediyoruz; ama, bir HES'ten 13 000 lira… 13 000 lira sayın milletvekilleri… Bunlar, gerçekler; bunları bilmemiz lazım.
Şimdi, Sayın Bakana soruyorum; her zamanki gibi güler yüzlüdür; ama, göreve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım…

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu konu da çok önemli Sayın Başkan. Ben, müsamahanıza sığınıyorum.

BAŞKAN - Zaten, normalin üzerinde konuştunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Ama, Sayın Bakan, bu ülkenin 25 milyar kilovat/saat kayıp-kaçağına karşı Bakanlığınız döneminde hangi tedbirleri aldınız?! Bu kayıp-kaçak 2 nükleer santralın üreteceği enerji kadardır.
Nükleer santral pahalıdır değerli arkadaşlar. Kuruluş aşamasında bir nükleer santrala harcayacağınız parayla 5 HES yaparsınız. Üretim aşamasında işletmek için bir nükleer santrala harcayacağınız parayla 8 HES işletirsiniz. Bunu, ben söylemiyorum; bunu, bu milletin iyi yetişmiş mühendisleri söylüyor, bu milletin çocukları söylüyor ve hükümet, bunlara kulak vermiyor.
Sayın Bakan şunu diyebilir mi şimdi buradan: "Efendim, ekonomik…" Nükleer santralın ömrü ile HES'in ömrü arasında bir fark var mı; ikisi de global 35-40 yıldır; kurulum, işletme, söküm… Bunun ömrü otuzbeş yıl, sonra dolduğunda bunu ne yapacağız?!
Cahit Bey bakma öyle, Sinop'u atık deposu yapmayacağız.

CAHİT CAN (Sinop) - Siz, teknolojiye karşı geliyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Yaptırmayacağız bunu bil. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Engin Bey, Genel Kurula hitap edin.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Tamam Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Amerika Birleşik Devletleri atık sorununa -başta da söylediğim gibi- çözüm arıyor fellik fellik hem de. Biz de ağrımayan dişimize kerpeten vurmaya çalışıyoruz. Hammadde konusu da, iddiaları da tam bir fiyaskodur; zaman dar…
Şimdi, Karadenizde Çernobil'e dayalı bir artış olduğu bir vakadır, bir realitedir. Ben Çankaya Belediye Başkanına cenaze arabası için telefon açmaktan artık utanıyorum, yüzüm kalmadı. Her hafta, Sinop'a kanserden ölmüş bir hemşerimi yollamaktan üzüntü ve ıstırap duyuyorum; hal böyledir.
Radyasyonun kanser ilişkisinde değerli arkadaşlar dost sınırı yoktur; bu da böyle bilinmelidir. Hep bilinen şeyler, Kanada… Hükümet belki Kanada'yla istişare edecek. Kanada 7 tane santralını kapattı mı, kapatmadı mı Sayın Bakan? Almanya yeni yaptığı 4 santralın, 3'ünü doğalgaz çevrime dönüştürdü mü, dönüştürmedi mi; Amerika Birleşik Devletleri, -teknoloji devi dünyanın patronu- 1979'dan beri yeni bir santral yaptı mı, yapmadı mı; Asya kaplanları diye bilinen Çin, Tayvan, Endonezya, Vietnam gibi ülkeler nükleer projelerini askıya aldı mı, almadı mı; Avrupa Birliği ülkeleri yüzünü yenilenebilir enerjiye çevirdi mi, çevirmedi mi; hedefleri, önümüzdeki yirmi yılda mevcut nükleer reaktörlerin tümünü devre dışı bırakmak mı, değil mi? Bunlara Sayın Bakan, samimiyetle buradan cevap vermelidir.
Şimdi, Sayın Bakan, Türkiye Atom Enerjisi diye bir kurum var; bunun başında da bir zat var. Bu zat, bir kere, ilkokul 5'de öğretmenin önüne açtığı Türkiye haritasını herhalde görmemiş! Bu kadar ayıp, bu kadar incitici bir beyan, böyle bir kurum başkanından nasıl çıkar, anlamak mümkün değil. TAEK Başkanına soruyorlar "efendim, Akkuyu'dan niye vazgeçtiniz?" TAEK Başkanının cevabı: "Efendim, Akkuyu turizm bölgesi, biraz tepki aldık, biz de bir alternatif aradık; daha düşük nüfus yoğunluklu Sinop'u seçtik." O TAEK Başkanına Sinop'u dar ederiz. Böyle bir beyan vermeye hiç kimsenin, hiçbir bürokratın, yöneticinin hakkı yok.
EPDK Başkanı ne diyor Sayın Bakan; o, ayrı bir şey söylüyor. Dünya Enerji Konseyi Türk Millî Komitesi ne diyor; "2030'a kadar, zinhar bu işe dokunulmaz" diyor. Kim diyor; Dünya Enerji Konseyi Türk Millî Komitesi diyor.
Şimdi, AKP ne diyor? Ben, Sinop'taydım onbeş gündür. Sayın Bakan, biliniz ki, Sinop halkının yüzde 85'i bu projenize karşıdır; ama, siz diyorsanız ki, ya efendim, Sinop'tan zaten 3 mebus çıkıyor, yani biz de alsak alsak en fazla 1'ini alırız, bundan da vazgeçelim, bunu da almayalım diyorsanız, ayrı bir şey.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - 3'ün 1'i...

BAŞKAN - Müdahale etmeyin, müdahale etmeyin…
Toparlayalım lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım, bitiriyorum.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Demek ki, siz her şeye politik bakıyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, Sayın Bakan, AKP'li yerel yöneticileriniz ve AKP milletvekilleri Sinop'ta ne diyor biliyor musunuz?
TAEK Başkanı arıyor Sayın Bakanı… Gelsin, benimle konuşsun o TAEK Başkanı.

BAŞKAN - Lütfen, Genel Kurula hitap edin.

ENGİN ALTAY (Devamla) - AKP milletvekillerimiz Sinop'ta ne diyor arkadaşlar, biliyor musunuz; bu santralle 5 000 kişiye iş bulacağız diyorlar, askerî birlik gelecek Sinop'a diyorlar, Sinop'a dev bir liman yapılacak diyorlar. Yani, böylece, devletten en az hizmet alan, Türkiye'nin en geri bırakılmış ili, Sinop halkının umutlarıyla oynuyorlar.

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Umut tacirliği siyaseten ayıptır. Sinop halkının, Sinop'taki işsizin, fakirin fukaranın umuduyla kimsenin oynamaya hakkı yoktur.

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sinop halkı, kendine bir eğitim, turizm, kültür kenti vizyonunu belirlemiş, bu yolda ilerlemektedir. Sinop, Türkiye'nin saklı cennetidir, turizm sektörünün yükselen yıldızıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Altay, toparlayalım.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Bitiriyorum, teşekkür etmek için açar mısınız.
Göreceksiniz, Sinop, onbeş, yirmi yıl sonra Avrupa'nın en büyük turizm merkezi olacaktır; bu yönüyle de, bu proje sakıncalıdır.
Enerji şurası toplamadan, referandum yapmadan, size oraya santral kurdurmayız. Başbakan son sözü söylemiş "Sinop" demiş. Ben de diyorum ki, son sözü, 29 Nisanda, Sinop Uğur Mumcu meydanında Sinop halkı söyleyecektir.
Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri. Alkışlar)

MİLLETVEKİLİMİZ ENGİN ALTAY’IN BAKAN GÜLER’E CEVABI

BAŞKAN - Buyurun Sayın Engin Altay.

ENGİN ALTAY (Sinop) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, geçen oturumda gündemdışı yaptığım konuşmaya Sayın Bakan cevap verirken, söylediklerimin eski belgelere dayalı olduğunu söyledi, Genel Başkanımla ters düştüğümü söyledi, bir devekuşu benzetmesi yaptı, lütfetti, beni danışman olarak almayı vaat etti ve Sinop'u keşfetti. O keşfi geçiyorum… Dört temel konuda, gerçekten, düzeltmeye, cevaba muhtaç şeyleri, maalesef, Sayın Bakanın ağzından üzüntüyle izledik.
Bir kere, Sayın Bakana hatırlatmak isterim ki, ben Engin Altay, Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu üyesiyim. Benim söylediğim her şey, burada Partimi de bağlar. Onun için, ne söylediğimi bilerek konuşuyorum. Sayın Genel Başkanımın bu konudaki düşüncesi benden farklı değildir. Sadece, ben, Sinop'ta doğmuş büyümüş, bütün hayatını orada geçirmiş bir Sinop çocuğu olarak, bu konuda biraz daha heyecanlıyım. Bütün olay budur.
Sayın Genel Başkanımız da, Türkiye'nin önümüzdeki yirmi-otuz yıl için, hele de bu teknolojiyle bir nükleer yatırıma ihtiyacı olmadığı şeklinde bir görüşü belirtmiştir. Bunu belirtmek isterim.
Sayın Bakanın ikinci iddiası, söylediklerimin hepsini yalan yanlış diye söyledi. Ben, Sayın Bakanın benden sonra yaptığı konuşmada söylediklerine yalan yanlış demiyorum; ancak, benim elimdeki belgelerden bir tanesinin rakamları ile Sayın Bakanın burada verdiği rakamlar tıpatıp aynıdır, tıpatıp aynıdır, eski belgeyle konuşmuyorum. Belgesiz hiç konuşmam ben bu Mecliste; buranın çok önemli bir yer olduğunu biliyorum, bu kürsünün değerini ve önemini çok çok iyi biliyorum.
Sayın Bakan "devekuşu gibi kafanızı kuma gömmeyin" dedi, bir benzetme yaptı. Biraz da renk katalım, ben de, bir benzetmeyle cevap vermek isterim. Sayın Bakan, siz de, aynalı sazan balığı gibi, Türkiye'nin üzerinde otuzbeş yıldır sallanan bu oltaya takılmayın lütfen.
Son olarak, Sinop'u 3-0 çıkaracaklarını ve beni de, lütfetti, işsiz kalmamam için kendisine danışman alacağını söyledi. Çok sağ olunuz Sayın Bakan; ama, ben, Sinop'taki seçimlerin ve Türkiye'deki seçimlerin nasıl neticeleneceğini biliyorum. İki selefinizin bir yerlerde yargılandığını anımsatırım. Allah esirgesin, siz de yarın, buralara gelemeyeceksiniz zaten; ama, bir de Yüce Divanlara giderseniz, ben, size, hukukî olarak yardım etmek dilerim.
Saygılar sunuyorum