THE SACRIFICE
Kurban

Emanuela Andreoli
Wladimir Tchertkoff

1986

ÇERNOBİL SANTRALI
Hemen önümüzde bacayı görüyoruz.
Sağ tarafta, 4. blokun kontrol odası var.
Işığı açın!… İşte böyle!…

CHACHKOV
4 gün kadar çatıda kaldım. Birinci gün bir levhanın ucunu çekiçle delip su oluğu yaptım. İkinci gün bir levhanın üstüne çimento döktüm. Üçüncü gün bir havalandırma borusunu söktük. Dördüncü gün grafit gömdük. Aşağı atmak için grafiti elimle tutmak zorunda kaldım.

YORUM
Çernobil santralının üzerine serpilen grafit ve uranyumun dozajı, saatte yaklaşık yirmi bin Röntgene yaklaşıyordu. Bir grafit çubuğunu elle tutarsanız, normal radyoaktif koşullarda bütün bir yaşam süresince vücudunuzda biriken miktarı bir buçuk saniyede alırsınız.

Tasfiyeciler denen bir milyon kişi, Çernobil’i dev bir lahitle örtmeye gönderildi; felaketin diğer bölgelere yayılmasını önlemek için, yoğun radyasyon altında yaratıcılıklarını gösterdiler. Radyasyona karşı çıplak elleriyle, küreklerle ve su pompalarıyla savaştılar. On binlercesi öldü, kalanlar da yavaş yavaş ölüyor.

Sovyet bilim adamlarının hesaplarına göre yangın 8 marta kadar kontrol altına alınmasaydı, nükleer yakıt füzyon tepkimesiyle beton zırhın arasından sızacak, soğutma havuzuna dökülecek ve Hiroşima’ya atılan atom bombasından yirmi ila elli kat güçlü bir nükleer patlamaya neden olacaktı. Avrupa yaşanmaz hale gelecekti. 6 mayısta yangın, tasfiyecilerin büyük fedakârlıkları sayesinde yatıştırıldı. Ama fedakârlıklarının karşılığını alamadılar. Rusya, Ukrayna ve Belarusya onları yüzüstü bıraktı ve kaderlerine terketti. Batı onları görmemezlikten geliyor.

1991

Grudino
Eskiden, onur madalyası aldığımda, bu beni cesaretlendirirdi. Şimdi saçmalık olarak görüyorum. Eskiden, bize çok söz verdiler. Çatıdaki çalışmalarımızdan ötürü ödüllendirdiler. Çatıda çalışırdım, aşağı indiğimde… albay ödülümüzü eliyle verirdi.

Chachkov
“Köpek gibi koş, tavşan gibi kaç,” derlerdi bize.

Grudino
Artık ikinci sınıf, sakat bir insanım. O kadar çok hastalığım var ki sayısını unuttum. 35 yaşındayım ama kendimi 70 yaşında hissediyorum. Mezarın üstünü kapamak için temizledik çatıyı; patlamadan sonra etraf uranyumla, çubuk grafitlerle dolmuştu. Robotlar bir şey yapamadı; içlerindeki cihazlar eriyor, arıza yapıyordu. Bu yüzden insanları gönderdiler.

Çatıda asker üniformasıyla çalışıyorduk. Yüzümüzü kafesli bir filtreyle ve motosiklet miğferi gibi bir camla koruyorduk. Baltayla kurşun levhaları kesip bir çeşit koruma zırhı yapıyorduk; kurşun, içinden geçen radyasyon miktarını azaltır. Kendi giysilerimizi yapıyorduk.

ÇERNOBİL HABERLERİ

Asbest parçaları zaten sökülmüş durumda.

Asbestleri teskereye doldurun ve bir an önce aşağıya boşaltın.

Anlaşıldı mı?

Bir ya da iki yük taşıyorlar.

Oraya gelince 90’a kadar sayın: 1, 2, 3… 90’a kadar.

Doksana gelince aletlerinizi bırakın ve geriye doğru koşun.

Sorusu olan var mı?

-Hayır, herşey anlaşıldı.

Haydi başlayın!

Grudino
İlkinde kırk saniyede bitti. 40 saniye içinde oraya koşuyor, bir kürek varsa alıyorduk. Kürek yoksa grafiti çıplak elle tutmak zorundaydık. Elimizle tutup reaktörün içine atıyorduk.

Chachkov
İlk gün ölçüm aleti 34 Röntgen okuyor ama 9 Röntgen yazıyordu. İkinci gün 30 Röntgen okudu, 5 Röntgen yazdı. Albaya, “Ne yapıyorsunuz? Ne ölçtüysem onu yazın!” dedim. Bana “Git başımdan! Seni bir daha görmeyeyim!” dedi.

Kulikovsky
Ben de gözlerimi açmaya çalıştım. Aniden midem bulandı… yürürken başım dönüyordu… yönümü kaybetmiş, halsiz kalmıştım.
2 ay boyunca reaktörde çalıştım. Elektrikçi olarak. Onlar reaktöre beton dökerken onlara elektrik sağlamakla görevliydik. Her yere çıktım. Bana sadece 11,92 Rem yazdılar. “Patrona gidip bunun doğru olmadığını söyleyeceğim,” dedim. Patrona gittim. İskemlesine oturmuş sırıtıyor: “Yüksek çıktığı için dua et, çıkmasaydı daha da az yazardık.”

Borovsky
Başbakan Ritzof, eski Sağlık Bakanı Savşenko’yu çağırmış ve şöyle demiş; “Bu olay gizliden de öte; Çernobil trajedisine ilişkin bütün dozlar ve bilgiler “en gizli” olarak sınıflandırılacak.” Bu nedenle, dozların hesabı yapılmadı; yapıldığı yerlerde de, zorunlu olarak düşük gösterdik.”

Saragovetz
Radyasyonu ölçmem istendi: köylerde radyoaktivite seviyesini düşürmek için en üstteki toprağı almamız gerekiyordu. Bana bir radyometre verdiler. Nereye tutsam cihaz bozuluyordu, radyoaktivite seviyesi çok yüksekti. Sıkılıp cihazı geri verdim. “Bunu alın, başka bir şey verin,” dedim. İri bir kürek verdiler, çalışmaya başladım. Kürekle uzun zaman çalışmadım. Beni bir arazöze oturttular. Radyoaktif enkazı ve yolları suladık. Bu köylerde çalıştık. Halk çabalarımızın nafile olduğunu biliyordu. “Neden bu saçmalığı yapıyoruz?” derdim. “Soru sorma, işinin başına dön” derlerdi.

Borovsky
Köyleri kimyasal maddelerden arıttık. Toprağı kürekle eşeler, kamyona elimizle koyardık. Tozlar üstümüzden uçuşurdu, doğal olarak onları teneffüs ederdik. Sağlığım… Nörovejetatif bozukluğum var, kalp sinirlerim bozuk; bu hastalık Çernobil’den beri hepimizde var. Midem kötü, gittikçe daha çok acı veriyor. Eskiden böbreklerim çok iyi çalışırdı, şimdi böbrek sorunum var. Bazen kendimi kaybediyorum, zayıf olduğum halde aksi biri oluyorum.

Saragovets
Ekim’de santrale döner dönmez başladı. Kasım’da sol elimi hissedemez oldum, sonra sol kolumu, sonra sol kalçamı, en sonunda ayaklarım hareket etmez oldu. Ne yapacaklarını bilemediler. Hastalığımın radyoaktiviteden kaynaklandığını kabul etmediler. Çalışmaya devam ettim. Troleybüsü sürdüm ve kimseye tek kelime söylemedim, ailemi doyurmam gerekiyordu. Tek elle, tek bacakla çalıştım. Sonra bir gün bilincimi yitirdim, beni eve getirdiler. Artık yürüyemiyorum. Başım dönüyor, ama çok önemli değil, önemli olan… ayaklar. Ayaklarım yürümek istemiyor. Evde duvardan duvara sürünerek dolaşıyorum.

Borovsky
Bir görevli olarak, çalışanların işin önemini kavradığını görebiliyordum. “Evet, hayat kurtarıyoruz.” Hiç unutulmayacağımızı sanıyorduk. Ama artık kimsenin işine yaramayız, onlara yük oluyoruz. Soru sorduğumuz için bizden hoşlanmıyorlar. Sadece insanca davranış bekliyoruz.

Saragovets
Her altı ayda bir ziyaret edeceğiz dediler. Altı ay geçti ne gelen var ne giden. Ne doktor var, ne bir şey. Biz toplumun çöpüyüz.

ÇERNOBİL HABERLER

Sizin gibi iyi bir insana, bu sertifikayı vermekten onur duyuyorum.

Size sağlık, refah, ve… sebat dilerim!…

1999

Saragovets
Sürekli olarak düşüyordum. Karım, tekerlekli sandalye alalım dedi. Aldım, böyle oldu. Tekerlekli sandalyede bir adam. Ne bilirim ki?

Hatırlamak acı veriyor. Unutmak daha iyi. Güneş parlıyor, ne kadar güzel. Hatırlamak, bir k‚bus gibi. Hatırlamamak daha iyi. “Çok önceleri oldu onlar, gerçek değil.”

Okyanusun ötesinden ilgilenecek biri varsa, bir şey isterim, bir araba… bulmama yardım etsin. Kullanılmış da olabilir, herhangi bir araba. Sadece doğada dolaşmak için. Böyle, doğa olmadan, çok zor. Bir kâbus. Çok istiyorum. Biliyorum, bu bir rüya, belki de imkânsız. Ama…

Yatağın üstünde dümdüz yatıyordum. Köpek gelip bana bakıyor. “Neden bakıyorsun?” “Hoşt” diyorum. “Adam deli olmalı… kimbilir?” diye düşünüyor. Uzaklaşıp mutfağa gidiyor. Sonra geri geliyor. “Ne oluyor? Hoşt!” İnsanlık bitmiştir, hepsi o kadar. Herşeyden vazgeçmeliyiz. Hâlâ genç olsam da… 38 yaşındayım. 60 da diyebiliriz, ne farkeder?

Herşeyden vazgeçtim… Çernobil’le bunca yıl yaşadıktan sonra.

Vodolazsky öldü. Migorok Klimovich öldü. Lionka Zaturanov öldü. Sadece Kolka Verbitsky ve ben kaldık. Beş kişiydik, oysa şimdi kendimi… bir beyaz kuzgun, bir uyumsuz gibi hisediyorum, bilmiyorum.

Bunlar oldu, ama dedikleri gibi, “o kadar eskiden oldu ki gerçek değil, hiçbir şeye inanma.” O günleri hatırlamamak daha iyi… Eskiden insandım. Eskiden yürürdüm. Eskiden araba sürerdim. Ama şimdi, ne oradayım, ne burada... Bunda bir iş var. Tanrı’ya karşı çok günah işlediğimi sanmıyorum, ama… bilmiyorum. Sanırım bu normal. Bir kâbus.

2001

DUL
1983’te evlendik, 1986’da çoktandır Çernobil’de çalışıyordu. Sıkıntıları o zaman başladı. Sürekli hastanelere girip çıkıyordu. Sonra sol koluna felç geldi, sonra da sol ayağına. Ona, “rol yapıyorsun, saçmalama,” dediler. Ama insan yürüyemiyorsa… bunun anlamı nedir?

Sık sık ayağı kayar, düşerdi. Doktorlar, “Belki üşütmüşsündür, şoförlük yapıyorsun, esinti olmuştur, soğuk kapmışsındır,” dediler. Ama aslında, bambaşka bir şeydi hastalığı.

Çernobil trajedisi henüz tam olarak anlaşılamadı. Bu radyasyon hastalığının tedavisi yok, bütün bu hastalar deneylerde kullanılıyor. Altı ay kadar yatak tedavisi gördü, sonra… canlı canlı çürüyüp gitti diyebiliriz. Bütün dokuları çürüyor, dökülüyordu, öyle ki, kalça kemiğini görebiliyorduk. Onunla, doktorun talimatları doğrultusunda şahsen meşgul oldum. Bayan doktora gidiyordum, o bana ne yapmam gerektiğini söylüyordu.

Kalbi duruncaya kadar böyle devam etti. Bütün dokuları döküldü… sırtı lime limeydi… kemikleri görünüyordu… uyluk yerindeki eklem kemiğine dokunabiliyordunuz. Elime eldiven takıp kemiği dezenfekte ederdim. Çürük kemikten… iltihaplı, çürümüş kemik parçaları çıkarırdım.

Aniden iyice fenalaştı, sebebini bilmiyorum. Doktora sordum, profesöre başvurduk. Kimi bulduysak ona sorduk. Şöyle dediler: “Bu hastalığı tanımıyoruz. Sadece acısını azaltabiliriz”, bunun gibi şeyler. Kemiğin iliği çürüdükçe ah vah ettiler. Hiçbir şey yapamadılar.

Acı çekmemek için bir an once ölmek istedi. Çok acı çektiğini söylerdi… Bir taraftan öteki tarafa çevirdiğimde dişlerini gıcırdatır, bazen de inlerdi. Aslında hiç çığlık atmadı, dişini sıktı. Güçlü bir iradesi vardı.

Kızımın böbreği alındı. Oğlum kekeme oldu, gözlerinde de sorun var.

KIZI
Böbreğim alındı, çok acıyor.

DUL
Bence bu yalnız bizim değil, bütün Belarusya’nın trajedisi, çünkü… böyle, hiçbir şey olmasa da, bunlar insan. ÷zellikle de yardım için gelenler, herşeyi yapanlar, sonradan tümüyle unutuldular.

Apartmanlar bile açlık grevleri sonrası verildi. Bu yaşadığımız apartman. Kocam hastaneye kaldırıldı, orada hakları için açlık grevi yaparak savaştılar. Yardım alabilmek için. İşe alırken, büyük vaatlerde bulunmuşlardı. Ev, çocuklar için kreş vaat etmişlerdi. Ama sonunda, hiçbiri olmadı.

Çok acı veriyor. Düşünmek, bütün bunlara bakmak bile acı veriyor. Nedenini anlayamıyorsunuz. Evet. Herkesle herşey hakkında konuşabilirdi. Herhangi biriyle herhangi bir şey üzerine konuşabilirdi. Böyle bir adamla yaşamak kolaydı. Herşeyi anlayan. Hayata herşeyini veren.

Sessiz sedasız yaşayanlar da var. “Şuyum var,” diyor, hepsi o kadar. “Şuyum var, buyum var” ve bunlar yeterli. Ama o hayata daha fazla bir şey vermek istiyordu. Daha fazla bir şeyi hedeflemişti. Daha uzaklarda… Yaşamak için acelesi vardı.

Gömüldükten bir yıl kadar sonra, Çernobil derneğinden telefon edip kocamı sordular. Onlara öldüğünü söyledik. Haberleri bile yoktu.

Bir keresinde, “Tanrı Çernobil’den sonra 13 sene yaşamama izin verdi” dedi; yani bu onun için büyük bir şeydi. Yoksa… bu kadar uzun zaman dayanmasını nasıl açıklarsınız? Buradakiler derhal öldüler. Dostumuz Vodolazky, albay ve bir helikopter pilotu derhal öldüler; ölümleri onunkine benziyordu. O da vücudunun çürümesinden şikayetçiydi. Reaktörün üzerinden uçmuştu, askerler lahti örttükleri zaman da oradaydı. Göreve çıktığında yanındaki askerleri geri gönderir, onları uçuşa çıkarmazdı, helikopteri kendisi kullanırdı. Bütün bunların nereye gittiğinin farkındaydı.

2003

YORUM
15 Aralık 2000’de, Çernobil’de aktif olan son reaktör de kapatıldı. Ama lahtin içinde, değişik yerlere yayılmış 200 ton nükleer yakıt, sıkıştırılmış lava gibi duruyor ve günün birinde oradan çıkarılmayı bekliyor. Çalışma programı tahmini olarak yüz yıl sürebilir. Uzman ekipler 24 saat boyunca yapının durumunu izliyorlar, çatlakları inceliyorlar ve bir zincirleme nükleer tepkimeyi önlemek için nem seviyesini kontrol ediyorlar. Uranyum 235’in bulunduğu bölgenin civarındaki radyoaktivite ölçümlerinde, iki ya da üç kez nötrona rastlandı. Uranyum kritik kitlesi ve nem bir araya geldiğinde, nötronlar patlamayla sonuçlanacak bir zincirleme tepkimeyi başlatabilirler. Çernobil canavarı hâlâ yaşıyor.

Saragovetz
O kadar uzun zaman oldu ki artık gerçekliğini kaybetti. Bu bir kabus.


camera and sound: ROMANO CAVAZZONI
editing: EMANUELA ANDREOLI
direction:EMANELA ANDREOLI WLADIMIR TCHERTKOFF
production: FELDAT FILM - SWITZERLAND

© Feldat.- Film december 2003